DenizDeSevenler

19 Şubat 2013 Salı

Çekiliş duyurusu - Edda'nın DÜnyasından Lush Ürünleri Hediye

Mevzu bahis mis koku oldu mu duramıyorum. Yine bir Lush çekilişine daha katılayım dedim piiff hiç de çıkmıyor ama şansımı deneyeceğim.

Siz de katılmak isterseniz buradan lütfen...


Enjoy...

18 Şubat 2013 Pazartesi

Splenda vs Canderel Green

Eskiden tatlandırıcı dediklerinde "aman benden uzak dursunlar" derdim. Birçok zararlarını okuyup duyuyorduk ama yeni nesil tatlandırıcılar Aspartam ve Sakarin içermedikleri için daha bir güvenilir geliyor bana.

Aslında sadece çayı şekerli içiyorum onun dışında içtiğim hiçbir içeceğe şeker koymuyorum. Kahve, bitki çayları hepsini şekersiz içiyorum. Deli bir çay tiryakisi olduğum da söylenemez günde bir bardak sabah kahvaltısında içiyoruz eğer akşam canım istedi de demlediysem iki bardak da o zaman içiyorum toplan 3 bardağı geçmiyor. Ama yine de şeker koymayıp tatlandırıcıyla içince kar kardır diyorum.

İlk kullandığım ürün Stevya markalı üründü. içeriğinde stevia yaprağı ekstresi ve hindiba kökü ekstresi bulunan doğal bir tatlandırıcı. Buradan inceleyebilirsiniz. Minik paketlerin içinde toz halde bulunan ürünün kullanımı bana çok pratik gelmediği için değiştirmek durumunda kaldım. Ayrıca tadından da pek mutlu olamamıştım. Ne kadar ağızda acı bir tat bırakmadığını iddia etse de bence öyle değil.




İkinci denediğim ürün Splenda markalı ürün oldu. Sukraloz esaslı ürünün doğallığı ya da tamamen zararsız oluşu ile ilgili farklı bilgiler mevcut ama tadı konusunda kesinlikle hem fikirim ki şekerden farkı yok. Ben çok beğenerek kullandım. Hem toz halinde hem de tablet halinde piyasada bulunuyor. Tablet olanı kendiliğinden erimediği için aynı şekerdeki gibi karıştırmak gerekiyor. Toz olanı ise ısıya dayanıklı olmasından ötürü her türlü pişirilen tatlıda kullanılabiliyor. Ne kadar sağlığa olan zararı ile ilgili farklı yorumlar olsa da kendilerinin beyanına göre çocuklarda bile kullanılabiliyor. 100'lük, 300'lük, 500'lük tablet, 75 gr'lık ve 125 gr'lık toz ve 200'lük poşet olarak bulunuyor. Yani boyut alternatifiniz çok fazla. Buradan sitesini inceleyebilirsiniz. 100'lük tablet yaklaşık 17 TL.



Son denediğim ürün ise Canderel marka yine stevia içerikli Canderel Green. Stevia daha bir zararsızmış gibi geldiğinden onu zorluyorum ama ne yazık ki bu marka da benim için sınıfta kaldı. İlk sorun tadı, çok kötü, çayın tadını benim için bozduğu gibi ağzımda o klasik acı tadı bırakıyor. Ayrıca berbat bir ambalajı var içinden çıkaramıyorsunuz. Tabletin boyutu Splenda'ya göre daha büyük ama tatlandırma kapasitesi daha az. 100'lük tablet, 40 gr'lık toz ve 100' lük poşet olarak bulunuyor. Buradan sitesini inceleyebilirsiniz. 100'lük tablet yakşalık 20 TL.



Annem Splenda ile Canderel Stevia arasında onu rahatsız eden bir tat farkı olmadığını söyledi sanıyorum ki ben aldığım kutuyu da ona hediye edip tekrar Splenda'ya döneceğim. 



Enjoy!

14 Şubat 2013 Perşembe

Mama Africa's Zulu Sauces - Hot Like Africa!

Biz ailecek acı severiz bir Adana'lılık Antep'lilik de yok ama... Hoş ben daha birkaç aylıkken babamın askerliği için Antep'e gitmişiz annem biber dolması yaparmış dolmalık biberler bile acı olurmuş oradan bir alışmışlığım olabilir :PpP

Acı da hem metabolizmayı hızlandırıyor yiyin diyorlar hem iştahı açıyor yemeyin diyorlar bu nasıl bir çelişkidir anlamıyorum ki ben  ikincisinin daha ağır basmasını umarak yiyorum :) Ama bence acının girdiği her şey daha bir yediriyor kendini.

Geçenlerde kocamla baş başa kaçamaklarımızın birinde gittiğimiz Wing's Stop da tanıştığımız acı sosların hepsine ayrı ayrı vurulduk.

Mama Africa's Zulu Sauces. Hepsinin üzerinde acı dereceleri yazıyor. On üzerinden derecelendirmişler minimum 6/10 maksimum 10/10!! Gerçekten çok çok acılar. Minik bir damla bile yetiyor. Diğer acı soslardan farkı ise aromaları örneğin Chilli Mint - Nane aromalı, Peri Peri - Hardallı. Lezzetlerine bayıldık kırmızı ve beyaz etlere süper bir eşlikçi.



Ambalajlarını da çok beğendim ucunda ahşap boncuklar olan doğal iplerle süslenmiş. Etiket üzerindeki renkler yazılar çok sempatik. marketlerde satışı var mı bilemiyorum ama biz Wing's Stop dan 15 TL ye bir şişe satın aldık.





Diğer ürünleri ve renkli sitesini incelemek için buraya bakabilirsiniz.

Hemen o haftasonu sevgili "beyim"le :) hazırladığımız muhteşem soframızda da yerini aldı.



Enjoy!

12 Şubat 2013 Salı

Sevgililer Günü İçin Bir Tatlı Tavsiye - Çikolata Sepeti ve cikolata.co

Ben artık her olayı direkt yemeye içmeye bağlıyorum ondan sonra düşünüyorum neden ben eskisi gibi 50 kg olamıyorum diye.


Eskiden doğum günlerinde barlara gider deliler gibi dans edip tepinirdik şimdi rakı balık yapmaya gidiyoruz. Eskiden Çarşambaları yine barlara gider tepinirdik şimdi kebapçıya gidiyoruz Adana Kebap ve şarap içmeye :)
Eskiden hafta sonları "değişiklik" olsun diye barlara gider tepinirdik şimdi şu restorandan çıkıp bu wafflecıya girip başka bir kahve evinde olayı sonlandırıyoruz. Hala 56 kg'dayım diye şükredeceğime laf ediyorum.


Sevgililer gününde de eşime ne hediye alsam diye düşünürken aklıma yemek içmek ana fikirli hediyelerden başka bir şey gelmediğini fark edince tamam dedim beyin obezite sınırını aşalı çok olmuş vücut da ona yetişmek için emin adımlarla ilerliyor.


Niye aklıma bilmem kaç yüz metreden birbirimize sarılarak çığlık çığlığa atlayacağımız adrenalini tepeye vurduran bir bungee jumping aktivitesi hediye etmek gelmiyor da koca sepetler dolusu çikolata hediye etmek geliyor çözebilmiş değilim.


Önümüzdeki hafta çok sevdiğim canım arkadaşlarımla yapacağımız kızlar toplantısı için de tek derdimiz nereye yemeğe gitsek allahtan öncesinde alışveriş mekanlarını yıkma planımıza her buluşmada sadık kalabiliyoruz da popo yağlarımız bir süre titreşiyor :)


Sevgililer gününde eşime birşey almayı düşünmüyorum klasik "para tuzağı canım bunlar Sevgililer Günü de neymiş cık cık cık!" cümlesiyle yırtmayı planlıyorum ama aslında itiraf ediyorum buradan kendisine "param yok kocacığım!!" yine de "düşünmen yeter canım benim" demen için neler düşündüm buradan hem seninle hem de gerçekten hediye almak isteyenlerle paylaşayım.


Süpersonic iki siteyle karşılaştım internette gezinirken. http://www.cikolatasepeti.com/ ve www.cikolata.co
çikolatasepetinde çikolataya dair herşey var. Bir çok çeşit marka ve model çikolatanın hepsini istiyoruuummmm diye böğürmek geliyor içimden. Her türlü aktivitenize uygun çikolata var.


Sevgili buldum mutluyum çikolatası,






Sevgiliden ayrıldım allah belanı versin çikolatası, yeni sevgili buldum kapak olsun çikolatası, evliliğe ikna ettim çatlayın çikolatası,

Kız isteme çikolatası,



Kayınvalide bi sussan artık çikolatası :))))))

Kayınpederle bayılana kadar satranç oynama çikolatası bile var :)


Artık hangisi sizin durumunuza uygunsa seçip beğenin dostlar.

Bir diğer site de yine cikolatasepeti'nin bir alt kolu diye anlıyorum cikolata.co. Bu .co ları pek bi seviyorum ben yakala.co, cikolata.co, hadi gidelim.co (Bu da kızımın lafı :))
Açıkcası ben Sevgililer Günü için en çok bu siteyi beğendim. Böyle olayı benim yaratıcılığıma, zevkime, manyama kapasiteme bırakan siteleri seviyorum.

Siteye girip önce keyfine uyan çikolatayı seçiyorsun şimdilik bu kısım bitter ve sütlü olmak üzere iki çeşitle sınırlı orada fazla vakit kaybetmeye gerek yok ama asıl olay da ondan sonra başlıyor "tutmayın beniiii!" diye bağırarak başlıyorsun çeşit çeşit kuruyemişlerin, kurumeyvelerin, baharatların, şekerlemelerin ve süslemelerin arasında gezinip rengarenk bir çikolata yapmaya.
Çikolatasepeti'nden hazır yapılmışlarından birkaç örnek şöyle;

 



Bu iki çikolataya ulaşmak ve satın almak için buraya bakabilirsiniz fiyatları 19 TL. Kendi çikolatanızı yapmak için de çikolata atölyesine buyurun lütfen...

Enjoy!

11 Şubat 2013 Pazartesi

Gezi Hotel Bosphorus - İstanbul'da Bir Otel Denemesi

Bir şehri en güzel yaşayanlar turistlerdir bence. Derdi tasası koşturması çalışanına, öğrencisineyse, huzuru eğlencesi keşfi turistinedir. İnsan kendi yaşadığı şehirde bile bir mola verip turist olmalı bazen gerçekten güzelliklerini keşfedebilmek için.

Başka bir ülkeden ya da bir şehirden gelen misafirlerinizi gezdirirken anlarsınız rutin telaşlar içinde göremediğiniz ne kadar çok güzellikleri olduğunu yaşadığınız şehrin.

Ocak başında yaptığımız İstanbul gezisinde şöyle bir etraftaki insanlara baktığımda yine dedim İstanbul'a gezmek için gelmek en güzeli.

Biz Karaköy'de martıların ne kadar kocaman olduğu ile ilgili saçma sapan muhabbetler ederken yanımızdan vapura yetişmek için buz gibi havada nefes nefese koşturarak geçen insanlar vardı.

Biz ağzımız açık kafamızı dikip Galata Kulesinin neresinden fotoğraf çekince daha güzel çıkar diye aylak aylak dolanırken evine yetişmek için kafasını kabanının içine sokuşturmuş etrafındaki hiç bir şeyin farkında olmadan geçip giden yorgun insanlar vardı.


Biz kaç çeşit sıcak şarap deneyebiliriz acaba diye hesap yaparken saat kaçta işten çıkarsa ve hangi yolu tercih ederse kaç dakikada evine varacağı kaç dakika trafikte tıkalı kalacağının hesabını yapan insanlar vardı.


Biz üzerimize düşen koca kar tanelerinin hepsi birbirinden farklı şekillerini büyük bir heyecanla izlerken kar yağdığı için aksayan işlerinden dolayı mutsuz insanlar vardı.


Kısaca yolda iki çeşit insan vardı mutlu turistler ve mutsuz yerliler.

İstanbul'u çok fazla bilmediğimiz için ve otel alternatifi de çok fazla olduğu için nasıl ve nereden otel bulacağımız en çok kafamızı yoran konu oldu. Tatil sitelerinden, fırsat sitelerinden bakmaya başladık. Ne çok ucuz ne çok pahalı olmasını istiyorduk aynı zamanda modern ve mümkünse güzel bir SPA merkezi olan bir otel arıyorduk. Soğuk bir kış mevsiminde sıcacık Türk hamamı kadar güzel bir şey düşünemiyorum ben şahsen. İnternette gezerken karşıma Gezi Hotel Bosphorus çıktı. Sitesinden gördüğüm ve TripAdvisor gibi sitelerdeki yorumlara göre oldukça güzel bir otel izlenimi verdi. Herkes yerinin güzelliğinden bahsediyordu. Şansımızı bu otelde denemeye karar verdik. Havaalanından Havataş'a binerek Taksime geldik oradan bir taksiye binip otele gitmeyi planlıyorduk etrafımıza taksi aramak için bakarken tam karşımızda oteli görünce inanamadık gerçekten otelin yeri herkesin dediği kadar güzelmiş Taksim'in tam göbeğinde!


Girişi lobisi öyle büyük ve ihtişamlı olmasa da oldukça modern görünüyordu. İçeri girdiğinizde ilk fark ettiğiniz şey burnunuza gelen inanılmaz güzel bir koku neydi nereden geliyordu bilmiyorum ama bütün oteli sarmış çok güzel bir koku vardı. Resepsiyondaki görevliler oldukça ilgili ve nazikti. Gerekli işlemlerden sonra hemen odamıza çıktık. 7. kattaki odanın manzarası muhteşemdi. Boğaz ve boğaz köprüsü bütün güzelliğiyle yerlere kadar cam olan duvar sayesinde odayı doldurmuştu.



Oda gayet modern eşyalarla dekore edilmişti. Benim için bir odanın en önemli iki özelliği mini barın zengin olması ve banyosunun en son moda ile dizayn edilmiş olması. Bu otelde her ikisi de tam benim isteklerime cevap veriyordu.

Banyonun tamamı mermer kaplıydı.


Banyo havlularının yanısıra bornozların da olmasına bayıldım.


Banyodaki kozmetik ürünleri Molton Brown markalıydı ve ben şimdiye kadar hiçbir otelde bu kadar güzel ürünler kullanmamıştım hep kendi malzemelerimi kullanırken ilk defa burada sadece otelin malzemelerini kullandım.

Duş bölmesinden odaya açılan jaluziler sayesinde boğaz manzarasına karşı banyo yapılabiliyor olması ayrıca güzeldi.

Klozetin  yavaş kapanan ve  ses çıkarmayan kapağı muhteşemdi kesinlikle evdeki bütün klozet kapaklarını değiştiriyorum.

Gelelim otelin diğer benim için önemli kısmına en sevdiğim şey otel kahvaltısıdır kendimi kaybederim. Bu otel de bana bu fırsatı tanıdığı için çok mutluyum :) Restoran ve kahvaltı tek kelimeyle muhteşemdi. Restoranın dekorasyonu da yine her yeri gibi çok güzeldi. Yiyecek çeşitliliği ve lezzetler ise bence 10 numaraydı. Akşam yemeklerini denemedik belki başka sefere.






Son olarak da kısaca SPA merkezinden bahsetmek istiyorum yanımda telefon fotoğraf makinası gibi teknolojik şeyler olmadan tamamen huzur bulmak için gittiğim SPA nın ne yazık ki fotoğraflarını çekemedim. Yine de çok rahatlıkla şunu söyleyebilirim ben çok SPA gördüm içlerinde ilk sırayı aldı diyebilirim. Çok büyük ve kalabalık bir otel olmamasının verdiği sakinlik ve dinginlik de işin içine girince tam 3 saat sadece bize ait bir SPA merkezi havasındaydı buhardan saunaya ordan tekrar buhara oradan hamama oradan oraya derken kendimizi dinlenme odasında pelte kıvamına gelmiş vaziyette bulduk. Muhteşem bir çay ikramıyla da keyfimize keyif kattılar.

Otelle ilgili Ekşi sözlükte de bir yorum varmış şimdi gördüm aynen katılıyorum ben mi yazdım nedir buradan bakabilirsiniz  :)

Biz oteli tatil.com sitesinden ayarlamıştık. 

Giden ya da gidecek olanların bana görüşlerini yazmalarını çok isterim. 

Enjoy!